BIKMADIYSANIZ.. EĞLENMEYE DEVAM ...

KISA FİTİL :))

Timarhanenin birinde bir gun isyan cikmis.Deliler salon gibi bir yerdetoplanmis,sagi solu dagitiyorlarmis. Doktorlar filan, hic kimse yaklasamiyomus;deli ya napcagi belli olmaz! Hastanenin bas hekimi bir sey yapmak lazim demis ve odaya dalmis, kitaplari karistirmaya baslamis.Bi sure sonra cikmis ve diger doktorlara soyle demis: -Simdi doktorlardan biri soyunup kosa kosa delilerin yanina gidecek ve ben canli bombayim diye bagiracak, literature gore basaracagiz!
Doktorlar kendi aralarinda birini secmisler ve cirilciplak soymuslar. Kapiyi acmislar ve "hadi simdi" demis bas hekim.
Ciplak doktor baslamis kosmaya ve bagirmaya "ben canli bombayim, ben canli bombayim patlayacagim" Deliler bakmislar doktora sonra yakalayip pencereden asagiya atmislar.Eyvah demis bas hekim, literaturde yeniden Denememiz lazim diyip baska bir doktoru soymuslar ve onuda yollamislar delilerin arasina.Oda torlak bi vaziyette dalmis delilerin yanina ben canli bombayim, patlayacagim demis. Onu da atmislar pencereden deliler. Bashekim bakmis olmuyor , ben gidiyorum demis. Oda soyunmus, digerleri gibi dalmis odaya. Deliler bir bakmislar! Sonra hepsi odalarina kacismislar.
Sasirmis tabi doktorlar. Sonra arastirma yapmislar onu neden pencereden atmadilar diye.
Delilere sormuslar: "digerlerini asagiya attiniz da onu neden atmadiniz?

Deliler cevap vermis "Onun fitili kisaydi Her an patlayabilirdi."

ÇARE YOK

Vaktin birinde bir doktorun yolu bir köye düşmüş... Bakmış köylüler dertli bir şekilde oturmuş düşünüyorlar, merak edip sormuş:
Ne var? Nedir derdiniz?
Genç bir kadın var... Çok hasta... Ölüyor...
Doktor:Bir de ben bakayım. demiş.
Alıp doktoru genç kadının evine götürmüşler. Doktor hastanın odasına girmiş. Herkesi dışarı çıkarmış. Genç kadını muayene etmiş. Kadının hastalığı basit bir soğuk algınlığı. Ancak ateşi çok yükseldiği için baygın halde kendinde değil... Doktor hemen bir iğne yapmış. O sırada kadının bacakları açılmış. Güzel de bir kadın... Doktor dayanamayıp kadının koynuna girivermiş. Ama o sırada köylüler, pencereden doktoru seyrediyorlarmış. Bir süre sonra doktor kadının odasından çıkmış.
Yarın sabaha iyileşir. diye de köylüleri telkinde bulunmuş.
Gerçekten kadın ertesi sabah iyileşmiş. Doktor da birkaç gün sonra köyden ayrılmış.
Aradan bir yıl geçmiş doktorun yolu yine aynı köye düşmüş. Bakmış köylüler yine çok dertli.
Ne oldu? Ne var?
Bizim ağanın karısı çok hasta ölüyor.
Doktor hemen Bir de ben bakayım. demiş. Köylüler umutsuzca başlarını sallamışlar. Hiç zahmet etme doktor bey, bütün köyün erkeklerine ağa emir verdi. Hepimiz sıra ile senin yöntemlerini uyguladık, ama nafile iyileşmiyor.
CENNETTE NİKAH

Evlenme hazırlığı içindeki çift trafik kazasında ölüp Cennet'e giderler... Damat adayı durumlarını görevli meleğe anlatarak Cennet'te evlenip evlenemeyeceklerini sorar... Bir bakayım der görevli melek...

Aradan üç ay geçtikten sonra Melek gelir ve mağdur çifte sevinçli haberi verir: Herşey ayarlandı, sizi evlendirebiliriz! Damat adayı, Şey der, Biz düşündük de; acaba evliliğimiz yolunda gitmezse boşanabilir miyiz?

Görevli melek gök gürültüsünü andıran sesiyle kızgın bir cevap verir:

Siz manyak mısınız? Cennet'te nikahınızı kıydırabilmek için tam 3 ay dolaştıktan sonra bir imam bulabildim... Avukat bulmak ne kadar sürer hiç tahmin edebiliyor musunuz?
Esegi biliysen?

Aganin biri dunyayi gezip goreyim demis. Her yolculugundan sonra koyluyu,kahvede etrafina toplayip, gezip gorduklerini anlatirmis ki marabasinin da vizyonu genislesin. Yine bir yolculuk sonrasi kahvede koylusunu etrafina
toplamis.Koylu baslamis sormaya :
- Agam bu sefer nere getti?

- Afrike ye getmisem
- Agam efrike de ne yaptin?
- Safari ya çikmisem.
- Hele bu sefari ne ola ki?
- Hele arabaya biniysen. Araziye ovaya cihiysen,nerde bi heyvan goriysen, pesinden arabayi suriysen.Heyvana yetisip tufek ile vuriysen.
- Agam sen hec heyvan vurdiin?
- Heee vurdim
- Ne vurdin?
- Zebra vurdim
- Agam hele bu zebra ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin siyah beyaz cizgili olani
- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Zurefa vurdim.
- Hele bu zurefa ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin bacaklari iki metre, boynu 3 metre olani
- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Gergedan vurdim.
- Hele bu gergedan ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin derisi biraz kalin olani, bir de burnunda iki tane boynuz vardir
- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Piton vurdim?
- Agam bu piton ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee.
- Esegin aleti biliysen?
- Heee..
- Aha, onun 4 metre olani. Ama esek yoktir.
TOPLANTI !!

Ormanlarin krali aslan senelik izine çikacakti. Yerine bir vekil ariyordu. Sonunda hizli ve çevik oldugu için tavsani seçti. Tavsani çagirdi "ben senelik izine çikiyorum,yoklugumda kralliga sen vekalet edeceksin dedi. Ve orman sakinlerine bunu duyurmak için bir toplanti yaparak izine ayrildi.

Ertesi gün tavsan havali havali ormani teftise çikti. Biraz ileride tilkiyi egilmis dereden su içerken gördü. Sessizce yaklasip arkasina bir parmak atti. Tilki öfke ile dönüp küfür edecekti ki tavsani görüp sustu. Tavsan yoluna devam etti. Bir süre sonra sirtlani bir lesi yemeye hazirlanirken gördü.

Arkasindan sessizce yaklasarak parmak atti. Sirtlan; "anani..." diyerek döndü tavsani görünce sustu. Tavsan yoluna devam etti. Biraz ileride disisi ile sekse hazir fili gördü. Usulca yaklasti zipladiii file bir parmak atti. Fil; "agzina si..." diyerek döndü,tam bu densizi ezmek üzere iken tavsani gördü ve vazgeçti. Tavsan yoluna devam etti. Az ileride ayiyi agaçtaki armutlara uzanirken gördü. Sessizce yaklasti ayiya da bir parmak atti. Ayi "anani avradini ..." diyerek geriye döndü Tavsani önce bir güzel becerdi sonrada agzini burnunu kirdi.

Tavsan perisan bir halde oradan uzaklasirken "A... KODUGUMUN AYISI HIÇBIR TOPLANTIYA KATILMAZKI ZATEN..."

24 SAAT ÖMRÜNÜZ VAR !

Doktor hastasını telefonla arar ve hastasına bir kötü birde çok kötü haberi olduğunu söyler. Daha sonrada ilk önce hangisini söylememi istersiniz diye sorar. Hasta ilk önce kötü haberi duymak istediğini söyler.

Doktor hastaya "Tahlillerinizi aldım ve ne yazık ki 24 saat ömrünüz kaldı." der. Hasta yıkılmıştır. Doktora sorar "Daha kötü haber ne olabilirki ?"
Doktor "Dünden beri sizi arıyorum ama telefonunuzu daha yeni düşürebildim."

DELİNİN BİRİ

Delinin birisi saatini hastane bahçesindeki havuza atmis. Bunu gören arkadasi yanina yanasmis ve konusmaya baslamislar:
- Niye attin saati havuza?
- Nasil yüzdügünü görmek için.
- Peki, kurdun mu?
- Hayir
-Enayi, hiç kurmadan yüzer mi?

NİYE ŞAPKAN YOK !

Ormanlar kral aslan ile yardımcısı tilki bir gün ormanda yürüyorlarmış. Kralın canı çok sıkılmış ve tilkiye dönüp bu sorununu anlatmış. Bunun üzerine tilkinin cevabı şu olmuş: "şimdi önümüze ilk çıkana niye sapkan yok diye soralım ardındanda üstüne atlayıp iyice dövelim" demiş. Bu fikir aslanın hoşuna gitmiş ve kabul etmiş. Biraz daha yürümüşler ”önlerine bir tavşan çıkmış.

Aslan: Senin niye sapkan yok

Tavşan: I, niye sordunuz??

Bu cevabın üstüne deminde kararlaştırdıkları gibi tavşanın üzerine atlayıp, iyice dövmüşler ve yollarına devam etmişler. Biraz ilerledikten sonra aslan tilkiye dönüp yine canının sıkıldığını söylemiş.

Tilki: Bu seferde önümüze ilk çıkandan sigara isteyelim. Eğer filitreli verirse niye filitresiz yok diye döveriz. Fakat filitresiz verirse niye filitreli yok diye döveriz.

Aslan bu fikri çok beğenmiş. Yollarına devam etmişler. Önlerine yine bizim tavşan çıkmış ve aslan sormuş.

Aslan: Tavşan sigaran var mı Tavşan: Evet. Yalnız filitreli mi istersin yoksa filitresiz mi?

Aslan bunun üzerine çok sirlenmiş ve tilkiye dönüp

Aslan: " Senin niye sapkan yok ulan? " diyip tilkiye dalmış.

SARIŞIN !!

Buroda biri sarisin, biri esmer ve biri kumral uc kadin; bir bayan sefin sekreteri olarak calisiyorlarmis. Bakmislar ki sefleri her carsamba gunu is saatinden bir-iki saat once burodan tuyup gidiyor. Bir sure sonra kendi aralarinda o halde biz de sef gider gitmez erken kacalim diye anlasmislar.

Ertesi carsamba sef gider gitmez bunlarin ucu de erkenden tuymusler. Esmer olan carsiya gitmis, alis-verisini yapmis, zamanini degerlendirmis. Kumral once bir berbere gitmis, sonra da cikip bir sinemaya girmis.Keyifli bir ogleden sonrasi gecirmis. Sarisin ise dogru evine gitmis.Kapiyi acmis, bakmis, sefi ve kocasi yatakta sarmas dolas.Hic gurultu yapmadan kapiyi kapamis ve evden cikmis gitmis.

Ertesi carsamba, sef yine erken tuyunce sekreterler hadi biz de gidiyoruz diye hazirlanmaya basladiklarinda sarisin donmus ve -"Yook! Ben yokum, oyle erken falan tuymem! Gecen defa az kalsin sefer yakalaniyordum!"

BANU ALKAN VE ARABASI

Banu Alkan, eski arabasını satışa çıkarmış. Araba piyasası zaten durgun. 250 bin kilometredeki külüstüre tek talip bile çıkmamış.. Savaş Ay'a yalvarmış yakarmış, "Bana yardim et, ne olur" diye Dayananamış Savaş, "Sanayi'de şu adrese git. Orda Ahmet usta'ya benim selamımı söyle.. O bu işleri bilir. Kilometre saatini 10 bin kilometreye ayarlar". Banu gitmiş Sanayi Çarşısı'na.. Ahmet Usta'yı bulmuş. Al takke ver külah, anlaşmışlar.

Ahmet Usta, saati 10 bine ayarlamış. Aradan bir hafta geçmiş.. Savas Ay, rastlamış Banu'ya Akmerkez otoparkında.. Bakmış aynı külüstürden iniyor. "Ne o hala satamadın mı?" diye sormuş. "Deli misin sen?" diye cevap vermiş Banu.."Daha 10 bin kilometredeki arabamı satarmıyım ben?."

HANGİ LASTİK PATLADI ?

4 ogrenci sabahleyin uyanamamislar ve de matematik finalini kacirmislar ertesi gun hocalarina gitmisler, zar zor ikna etmisler, iste arabaya bindik yolda lastik patladi o yuzden kacirdik diye. neyse adam demis 3 gun sonra gelin sizin 4 unuze sinav yapacagim diye...

3 gun sonra bu 4 ogrenci sinav olmak icin gelir, matematik hocasi bu 4 unu sinifin koselerine birbirlerine en uzak olucak sekilde oturtur... (bilmeyenler icin finali gecmek icin en az 50 almak lazim)

adam 5 tane soru sormustur

sayfanin onunde ki 4 tane matematik sorusu basit sorulardir ve her biri 10 puanliktir. kagidin arkasindaki soru ise 60 puanliktir ve de soru aynen soyledir

" Hangi lastik patladi ?? "

ÜÇ DİLEK

Sisman adamin biri birgün yolda yürürken karsisina bir cin çikmis. Bu cin hemen adamin yanina yanasip adama: "Dile benden ne   dilersen! üç istegini yerine getiricem!" demis.
Adamda sevinmis ve
1)Ince olmak istiyorum!
2) Yillardir hep kadinlardan uzak kaldim! Kadinlara yaklasmak istiyorum. ve son olarak
3) kanatlarim olsun ki uçayim! demis!
Bir iki saniye sonra adam kanatli orkid ped olmus!

SADIK KÖPEK !!

Bir adam diğerine sordu:
Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?
-Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim.
-Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?
Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi.

SENİ HERKES !!

Diyarbakirlinin biri is için istanbula gelmis. İslerini hallettikten sonra karni acikmis ve bir lokantaya yemek yemeye gitmis.
Lokantanin kapisindan iceri girer girmez bir papagan:
- "Diyarbakirli geldi" demis. bunu duyan Diyarbakirli cok sasirmis.
lokanta sahibine
- beni bu kus nasil tanidi diye sormus.
lokanta sahibi esmer olusundan ve giyiminden bildigini soylemis. bizim Diyarbakirli bu kusu cok sevmis ve satin almak istemis ama lokanta sahibini bir turlu ikna edememis. cok israr uzerine lokanta sahibi papagani veremeyecegini zaten cok yaslandigini ama yumurtalarini verebilecegini soylemis. nede olsa yumurtadan cikan yavru da bu papagan gibi guzel renkli ve konusabilen bir kus olacak demis. Diyarbakirli bunu kabul etmis. lokantaci Diyarbakirliya papagan yumurtasi diye tavuk yumurtasi, bildircin yumurtasi, ordek yumurtasi artik ne bulduysa vermis. Diyarbakirli evine donmus ve bu olanlari herkese anlatmis. papaganin cok guzel renkleri oldugunu, cok guzel konustugunu ve hatta kendisinin Diyarbakirli oldugunu tanidigini soylemis herkese ve bu kusun yumurtasini aldigini yumurtadan cikacak yavrularin da aynen papagan gibi olacagini soylemis.

Millet buyuk bir merakla yumurtadan yavrularin cikmasini beklemeye baslamis. zamani gelince ilk yumurtadan tavuk civcivi, ikinci yumurtadan bildircin yavrusu, bir sonrakinden ordek yavrusu cikmaya baslamis. tabi bizim Diyarbakirli cok bozulmus, mosmor olmus. bu kizginlikta ilk otobuse atlayip istanbul’a gitmis. Lokantanin kapisindan iceri girer girmez papagan
- "Aptal Diyarbakirli geldi" demis.
Diyarbakirli papagana iyice yaklasmis ve soyle demis: - "Benim aptal oldugumu bir tek sen biliyorsun ama senin ne
bicim bir ...spu oldugunu, kimlerle dusup kalktigini butun Diyarbakir biliyor"

16.YüzYılda WALKMAN  

Evliliklerinin üstünden henüz bir ay geçmiştir.
Mutlu koca genç ve güzel karısına sarılır : "İlk aşk ne kadar tatlı, ne heyecanlı değil mi?" der.
Genç karısı yanıtlar : "Evet... ama seni tanıdığıma da memnunum..."

BİR DUA !!

Bana, degistiremeyecegim seyler için sabir, kabullenemeyecegim seyleri degistirmek için cesaret, ve bugün beni kizdirdilar diye öldürmek zorunda kaldigim insanlarin vücutlarini nereye saklamam gerektigi için akil ver.

Ayni zamanda bugün üzerine basacagim ayaklarin yarin öpmem gereken kiçlara bagli olmamalarina dikkat etmem için bana
yaridmci ol Isime %100 dikkat vermeme yardimci ol.....
%12 Pazartesi günü
%23 Sali günü
%40 Çarsamba günü
%20 Persembe günü
%5 Cuma günü

Ve sunu da hatirlamama yardimci ol.....
Çok kötü bir gün geçirdigimde ve insalarin beni siniirlendirdiklerinde, surat asmak için 42 kas, ama onlara orta parmağımı göstermek için sadece 4 kas kullanmam gerekiyor! Amin
CİNSEL ORGAN !!
Adam uçakta çekici ve harikulade güzel bir kadının yanına oturur. Kadın seksi bir mini etek giymiştir, kucağında ki lap top bilgisayar ile devamlı çalışmaktadır, ve ne adamla nede ne içeceğini soran hostesler ile ilgilenir. Adam dayanamaz ve, "Çalıştığınız konu çok önemli olmalı " der. Kadın seksi bir sesle "Evet" der " Çok önemli bir araştırma yapıyorum da." "Ne hakkında bu araştırma?" diye sorar genç adam. " En uzun cinsel organlı milletin ve de en kalın cinsel organlı milletin hangisi olduğunu bulmaya çalışıyorum" der kadın.
"Eee ne buldunuz" diye sorar adam. "En uzun cinsel organı olanlar İtalyanlar en kalın olanlarda İranlılar. Bu arada tanışalım bari benim adim Nancy " der kadın.
Adam, "Memnun oldum ben de Alfredo Rafsancani"
ŞOFER !!!

Belediye otobüsünde bir hippi karşı koltukta oturan genç ve güzel rahibeden gözlerini ayıramaz. Kadının gittikçe kendini çektiğini hisseder. Bir sure sonra dayanamaz rahibenin yanına oturur ve rahibenin hayatında gördüğü en güzel kadın olduğunu söyledikten sonra aksam yemeğine davet eder. Rahibe kesin bir şekilde reddeder bu teklifi. Hippi asılmaya devam eder ve bu seferde beraberce gezmeyi teklif eder. Rahibe, tabii ki, çok kesin bir şekilde bu teklifide rededer ve ilk durakda otobüsten iner. Hippi çok fena üzülmüş ve yıkılmış durumda otobüs şoförü ile konuşmaya çalışır, ama çok fena bozulmuştur. Otobüs şoförü hippi ye doğru eğilir ve "Bu rahibeyi gerçekten çok istedin ha" diye sorar.

Hippi hiç konuşmadan dalgın dalğın başını sallayarak cevap verir "evet" anlamında. Şoför bir iç çeker ve bir süre düşünür, "Evlat" der "Bu rahibe her perşembe aksamı saat 6 da bu otobüs ile mezarlığa gider ve orada bir saat dua eder. Orada ikiniz yalnız olabilirsiniz pekala." Hippi bu sözler üzerine hemen plan yapmaya başlar heyecanla. İlk perşembe aksamı saat 6 sularında hippi mezarlığın kapısında bekler. Bir süre sonrada rahibenin geldiğini görür ve sessizce takibe baslar. Rahibe bir mezarın başında durur, ve ellerini açarak dua etmeye baslar. Azgın hippi hemen kıyafet değiştirir, beyaz bir çarşafa sarınır, yüzüne de bir maske geçirir ve rahibeye arkadan yavaşça yaklaşır. Çok yavaş ve yumuşak bir sesle seslenir, "Evladım, ben geldim, seni yaratan. Sen bana çok iyi kulluk ettin bende sana mükafat olarak harika bir cinsel tecrübe yaşatmak için geldim" Rahibe heyecanlanır ve "Ah bu çok iyi yalnız arkadan yapalım olmaz mı, bekaretimi kaybetmek istemiyorum, bu benim için çok önemli" der.
Hippi dünden razıdır. Rahibeye sarılır teklifini kabul ettiğini gösterir sekilde başını sallar. Rahibeyi yavaşça çevirir yere diz çöktürür ve her ikisi de zevkten ölünceye kadar anal seks yaparlar. Sevişmenin sonunda hippi maskesini çıkartır ve bağırır "Hah ha ben o hippiyim iste" Buna karşılık rahibe de döner maskesini çıkartırken bağırır "Hah haay bende otobüsün şoförüyüm!"

İBNE !!!
Simdi İngiltere'de bir yasa var. Artık iki tane ibne birbiri ile evlenebiliyorlar. Birbirlerini küçüklükten beri seven SMITH ve ROGER'da artık evlenmeye karar veriyorlar. Fakat sonuçta erkek vucudunda olduklari icin cocuk yapmalari imkansiz gibi birsey. Ilerleyen teknoloji sayesinde her gecen gun umutlanan inbelerimiz birgun gazete okurlarken bir hastenedeki yeni bir uygulamayi okuyorlar ve oraya gidiyorlar. Ikisinden birinden sperm ailyorlar, karistiriyorlar, kadin hormonu veriyorlar filan falan, birinin mide bosluguna yerlestiriyorlar.
Aradan epey bir zaman gectikten sonra ROGER cocugu muzice olarak doguruyor. Tabii butun basin filan oraya geliyor. Smith ve Roger cocugu gormek icin, bebeklerin bulundugu odaya geciyorlar. Butun bebekler avazi
ciktigi kadar bagiriyorlar veya agliyorlar. Sadece bir bebek uslu uslu yatiyor. Bizimkiler soruyor; - Hem$ire hanim bizim bebegimiz bu degilmi? Baksana nasilda uslu uslu oturuyor..
Hemsire de diyor ki;
- .ötündeki emzigi cikartiyim da bi ozaman gorun, ortalığın nassı .mına koyuyo!

TAKSİ ŞÖFÖRÜ !
Adamin birinin (bu o mesur adam degil ha karistirmayin) ilkokula giden bi cocugu varmis.Okulu uzak oldugu icin servisle gider gelirmis.bi gun servis bozulmus , adamda taksi cagirmis.Taksi geldiginde oglunu arkaya bindirmis ve taksiciye egilip "aman sofor bey sakin bu veletle muhattab olmayin ne soylerseniz soyleyin hemen oturtur lafi !" demis. Taksici pek aldirmamis.Yola cikmislar.10-15 dk. sonra cocuk sacma sapan konusmaya baslamis : " Benim babam bakkal annem temizlikci olsaydi ben manav olurdum , benim babam manav annem sekreter olsaydi ben amele olurdum , benim babam ressam annem heykeltras olsaydi ben kose yazari olurdum ..." gibi sacmaliyormus.Yol uzun , sofor rahatsiz tabi adamin sozleri aklina gelmis , bende bir sey soyleyeyimde oturtayim demis ve
"Peki senin baban pezevenk annen orospu olsaydi sen ne olurdun" demis
Cocukta "Taksi soforu olurdum !!!" demis.

BİRŞEY YAPMADIM
İskoçyalı gazetede bir ilan görmüş. Fidan otelde hafta tatili yemek içmek yatmak iki kişi 150 dolar. İskoçyalı ilanı okuyunca sevgilisini alıp otele gitmiş,hafta sonunu geçirmiş sevgilisi bavulu toplarken o da aşağı inip hesabı ödemek istemiş... Faturayı uzatmışlar 190 dolar. Şaşırmış: -İlanda 150 dolar diyorsunuz bu ne...
-efendim bunun 20 doları müzik ücreti.
-ama biz müzik dinlemedik ki.
-dinleseydiniz.
-ya geri kalan 20 dolar!
-oda servisi ve banyo için.
-ama biz bunları da yapmadık ki!
-yapsaydınız.
İskoçyalı yukarı çıkmış sevgilisiyle konuşmuş aşağı inmiş
-10 dolar verir misiniz diye sormuş.
Herhalde 200 dolarverecek diye düşünmüşler. Hesap 190 dolar olduğuna göre vermişler 10 doları.
İskoçyalı 10 doları cebine koyup yürüyüp gitmiş...Arkasından koşturmuşlar.
-Hey! nereye, parayı vermedin...
İskoçyalı gayet soğukkanlı dönmüş.
-yanımdaki kadın var ya,onun fiyatı 200 dolardır.otel müdürünün tepesi atmış...
-bana ne yahu, kadına bir şey yapmadım ki...
-YAPSAYDINIZ!..

DURDUR ŞUNU !!
Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayseri'li musteri bagirmis..
"Durdur su arabayi.."
Sofor panik icinde haykirmis..
"Durduramiyorum!.."
"O zaman taksimetreyi durdur hic degilse" demis, Kayserili
Matematiğin ciddiyeti..

Bati ülkelerinden birinde, matematikten sürekli zayıf notlar alan çocuğu, ailesi bir faydasi olur düşüncesiyle Katolik okuluna gönderir.

Bakarlar ki çocuk hep tam not almakta...
Sebebini çok merak edip sene sonunda çocuğa sorarlar: Ne değişti?"
Çocuk cevap verir:
Okulun ilk gününde artı işaretine çivilenmiş adamı görünce durumun ciddiyetini anladım."
ÇALDIM ONU !!

Deney yapmak icin butun hayvanlari disisi erkegiyle bir gemiye toplayan bilim adami, yolda butun erkek hayvanlarin disilerle ciftlestigini gemide nufus cogalması olduğunu gorur..

Bunu engellemek icin butun hayvanlari bir araya toplar konusmaya baslar.
- "Yolda gordum ki butun erkekler disilerle ciftlesiyor gemide gitgide cogaliyoruz. Bunu onlemek icin butun erkek hayvanlarin seyini kesip karsiliginda makbuz vereceğim. Limana geldigimizde erkek hayvanlar makbuzunu geri verecek seyini geri alacak."
Ve adam aynen dedigini uygular. Ertesi gun erkek kanaryanin kendisine bisi yapamiycagini bilen disi kanarya erkek kanaryanin karsisina gecip onu tahrik etmeye baslar.

- "Sen erkek diiilsin senin seyin bile yok" diye erkek kanaryayi sinirden deli eder.
Erkek kanarya hirsindan kahrolarak bir haftayi gecirir. Bir hafta sonra disi bi bakar ki erkek kanarya kahkahalarla guluyo sevincten zip zip zipliyor,
- "Hayrola seyini kaybedince aklini da kaybettin galiba?" der. Erkek kanarya ziplamaya devam eder:
- "Limana inelim goreceksin.." Disi kanarya sasırır;
- "Limana inince ne olacak ki?" Erkek kanarya kahkahayi basar;
- "Essegin Makbuzunu Caldim"

ELEYSE NIYE DURDUN

Erzurum'lu bir hanim telaşla koşarak Belediye otobüsünü durdurmaya ugrasiyor. Halk islikliyor. Söför aci bir frenle duruyor.
Kadin:
-Gardas bu otubus iliceye gidir mi?
Söförün cani burnunda, araba dolu, zor durmus, kizginlikla
-Hayir baci, getmez ''
Kadin:
-haydaaaa eleyse niye durdun !"
GAYNIM GiLE GiDiREM

Trafik lambalari sehre yeni konulmus. Trafik polisi kirmizi isikta gecen teyzeye çikisiyor.
"Teyze teyze dur nereye gidiyorsun"
Teyze çok kizgin cevap veriyor:
"Erimden izin almisam gaynimgile gidirem sene ne?"
NE YAPIYORSUN :)
Polisin biri yolda yürürken küçük bir çocuğun çamurla oynayıp bir şeyler yaptığını görüyor ve yanına yaklaşıp soruyor:
-Ne yapıyorsun yavrum?
-Polis yapıyorum.
-Nasıl yapıyorsun?
-Su katıyorum, Kum katıyorum, Bok katıyorum.
Bunun üzerine polis çocuğa bir iki tokat atar. Birkaç gün sonra çocuğu yine çamurla oynarken görür ve sorar:
-Ne yapıyorsun küçük?
-Polis yapıyorum
-Nasıl yapıyorsun?
-Su katıyorum, kum katıyorum, bok katıyorum
Polis kızar ve yine bir iki tokatı suratına askeder veledin. Yine aradan uç beş gün geçer ve polis çocuğu yine çamurla oynarken görür ve artık akıllanmıştır diye yanına gider ve sorar:
-Ne yapıyorsun?
-Jandarma yapıyorum.
-Nasıl Yapıyorsun?
-Su katıyorum,kum katıyorum.
-Bok katmıyormusun?
_IIh!
-Niye?
-Bok katınca polis oluyor!
ELTİMGİLE GİDİYOM
Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş.
O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken karşıya geçiyor.Hemen seslenmiş :
-Hanım, hanım! Nereye?
Kadın dönüp :
-Vıy! demiş. Sana ne? Eltimgile gidiyom.
RESİM
Leyla, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu.Babası kızın elindeki bomboş kagığıdı görünce sordu :
-Leyla, ne resmi yapıyorsun bakayım?
-Çimenlikte bir keçi resmi.
-Çimenler nerede?
-Keçi hepsini yedi.
-Ya keçi?...
-Yiyecek birşey kalmayınca o da gitti.
KAZANAN KİM
Ağa ile ırgatı köyden kasabaya giderken...Bir ara ağanın aklına bir muziplik geldi :
-Bak, dedi, şu yol kenarında ineklerin bıraktığı tezekleri yersen...Bu arabamı da, atları da, koşumları da sana veririm.Senin olsun.
Irgat gıcır gıcır arabayı, atları, koşumları görünce, düşünmedi bile...Tezeğin hepsini yiyip bitirdi.
Kasabaya gittiler, alışveriş yaptılar, dönerken...Ağa birden düşünceye daldı."Muziplik derken, araba da, at da, koşumlar da gitti"diye :
-Bana bak, dedi, arabayı, atları, koşumları geri istiyorum.Kaça verirsin?
-Para filan istemem.Aldığım fiyata veririm,ağa...
-Yani?
-Yanisi şu ; Bak karşı kenarda duran tezekleri gördün mü?Sen de onları ye!Al arabayı, atları koşumları!...
Baktı başka çare yok, ağa da eğildi, zorlana zorlana yedi tezekleri...Tam köye yaklaştıkları sırada ırgat gülmeye başladı kendi kendine...
-Ne gülüyorsun, diye sordu ağa, bir şey mi var?
-Nasıl gülmem, ağam?Biz yola çıkarken bu araba da, bu atlar da, bu koşum da senindi.Şimdi yine senin...Peki, öyleyse biz o tezekleri niye yedik?
İNGİLİZCE

Adamın biri bir gün İngiltere'ye gezmeğe gitmek istemiş. Tabi ingilizce bilmediğinden arkadaşına sormuş: -Yav ben İngiltere'ye gidince onlarla nasıl anlaşacağım? demiş. 

Arkadaşıda: -Bak konuştuğun her cümlenin sonuna 'ing' koy , onlar senin ne demek istediğini anlarlar demiş. Ve adam ingiltere'ye gitmiş ve solugu bir cafede almış. Arkadaşının taktiğini uygulamaya başlamış ve garsonu çağırmış: -Sen bana bir çay getirebiling? demiş ve garson şaşkın şaşkın çay getirmeye gitmiş. Garson çayı hemen getirmiş. 

Adam demişki: -Bak , ben ne güzel ingilizce konuşuyoring değiling? demiş. Garson lafı yapıştırmış: -Ben Türk olmaying , bok içerdin çaying!

 Sarhoş, gece yarısı bindiği taksinin şoförüne;

"Çek" dedi . "İstasyona"

Araç zaten istasyondaydı, bu durumu söyledi

Şoför, "Burası istasyon efendim" dedi

Sarhoş cebinden çıkardığı 1 milyon Tl yi şoföre uzattı.

"Ama bir dahaki sefere bu kadar hızlı gitme"

ORDU EVİ 

İki general bir cafede oturup konuşuyorlarmış. İçkinin de etkisiyle generalin biri "benim bir erim var çok salak demiş. Diğeriyse "hayır, benim bir erim var o daha da salaktır." demiş. Tartışma çok büyümeden kimin askerinin daha salak olduğunu anlamak için yarışma gibi bir şey yapmaya karar vermişler. İlk general askerini yanına çağırıp "oğlum, git bana şu 5000 lirayla bir Mercedes al gel" demiş. İkinci general de askerini çağırıp "git bak ben ordu evinde miyim?" demiş. 

İki asker yolda karşılaşmışlar. İlki "ya benim general çok salak. Bu günün pazar olduğunu bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi." demiş. İkincisiyse "benim general daha salak. Yanında telefon dururken, beni ordu evine gönderdi." demiş.

KÜLKEDİSİ

Külkedisi meşhur baloya gitmek için tam hazırlanmaya başlayacakken regl olduğunu farkeder. Tüm aramalarına rağmen üvey kardeşleri orkid ve tamponları sakladığından çaresizlik içinde ağlamaya başlar. O sırada iyilik perisi elinde bir tamponla belirir ve saat tam geceyarısı evde olması gerektiğini sıkı sıkı tembihler. 

Külkedisi büyük bir neşe içinde baloya gider ve gecenin en güzel kızı olarak bütün bir gece yakışıklı prensiyle dans eder. Vaktin nasıl geçtiğini anlamayan külkedisi birde bakar ki geceyarısına on saniye kalmış. Panik içinde toparlanıp kaçmaya çalışırken büyük bir patlama olur . Tampon balkabağına dönüşmüştür....

HİZMETÇİ  !!!

İki erkek, yolda karşılaştılar. Vakit hayli erkendi. Biri sordu:-Hayrola, erken erken nereye?

-Eve... Hizmetçi, izne gitti. Karım evde yalnız.. Peki. bu saatte sen nereye gidiyorsun?

Ben de eve... Karım annesine gitti, hizmetçi evde yalnız!

EFENDİ MANİTU
Stresten bıkmış adamın biri, uzun bir deniz seyahatine çıkmış. Fakat şanssızlıktan gemi batmış ve sadece bu adam kurtulabilmiş. Günlerce minik bir tahta parçasının üstünde denizde yol aldıktan sonra minik bir adaya gelmiş. Adam daha ne olduğunu anlamadan yerliler bunu almış götürmüşler. Adam yüzlerce yamyam yerlileri görünce: " Eyvah, boku yedik." demiş. Tam ağlayacağı sırada gökten " Hayır evladım, boku yemedin" diye acayip ve gür bir ses gelmiş. Şaşıran adam: "Sen kimsin ya?" demiş. Yine aynı gür ses "Ben ulular ulusu efendi manitu' yum." demiş. İyice şaşıran adam: "Peki Efendi Manitu, ne yapmam lazım?" demiş. Hemen cevap gelmiş: "Şimdi sakin bir şekilde sağ tarafındaki yerlinin mızrağını kap, en önde duran ve başında bir sürü tüy olan büyük yerliye sapla" demiş. Adam hemen can havliyle mızrağı kapıp şef yerliyi öldürmüş. Yine aynı ses son kez gürlemiş " İşte şimdi boku yedin evladım!
AMELİYAT YERİ !!

Iki sevgili bir ağacın gölgesinde otururlar.Delikanlının tatlı sözleri arasında bir ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar : "Sevgilim sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim mi ?".

Delikanlının gözleri parlar. "Göster canım göster".
Kız eliyle uzak bir yeri göstererek : "Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı."

ARKA KAPIDAN !!

Amerikada yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış. Hastaneye kaldırmışlar. Tabii ilgi obiçim. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Neyse doğumhaneye almışlar. Kadın ikiz doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış, çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür görmez hemen bağırmış.
-HEY JOE, Ön kapıyı tutmuşlar, arka kapıdan kaçalım.

KAYIP CUZDAN :))

Biri içinde 1 milyar bulunan cüzdanını kaybetmiş. Kaybettiği yerdekilere cüzdanını getirene 100 milyon vereceğini söylemiş. Kalabalıktan bir ses daha duyulmuş.
-O cüzdanı bulup bana getirene 250 milyom vereceğim...!

ŞİKE
Futbol maçı başlamadan önce iki takımdan birinin kaptanı, hakemi bir köşeye çekip :
-Hocam, der.Sen bizim takımın durumunu bilmezsin...
-Bu maçı bize kaybettirecek olursan, bizimkiler seni ne yapar bilirmisin?
-Ne yaparlar?
-Seni parça parça ederler...
Hakem cevap verdi :
-Anlaşıldı, siz bu oyunda berabere kalacaksınız...
-Neden?
-Öteki, takımın kaptanı da bana aynı sözleri söyledi de ondan!...
SAKAT ÇOCUK
Karısı hamile olan bir adama işyerinde aniden bir telefon gelmiş: "Beyefendi, bir bebeğiniz oldu acele hastahaneye geliniz" diye. Heyecanlanan adam hemen hastahanenin yolunu tutmuş. Doğum bölümüne gştmiş. Kendisini bir hemşire karşılamış. Adam durumu anlatınca hemşire:
"Beyefendi, evet doğru bir çocuğunuz oldu ama malesef sakat doğdu" demiş. Habere çok üzülen adam: "Olsun çocuğumu gösterin bana" demiş. Hemşire: "Beyefendi, görmeseniz daha iyi olur çünkü çocuğunuz çok ileri derece spastik" demiş.

Adam yinede: "Olsun o benim evladım, görmek istiyorum" diye diretmiş. Hemşire: "Peki öyleyse" deyip spastik çocuklar bölümüne geçmiş. Adamda peşinden gitmiş. İlk bölümde kolsuz çocuklar varmış. Adam: "Çocuğum burada mı?" diye sormuş Hemşire: "Hayır beyefendi, çocuğunuz ilerideki bölümlerde" diye yanıtlamış. Bir sonraki bölüme geçmişler. Buradada bacağı olmayan bebekler varmış. Adam yine: "Çocuğum burada mı hemşire hanım?" diye sormuş. 

Hemşire yine: "Hayır beyefendi, çocuğunuz daha ilerdeki bölümlerde" diye yanıtlamış.Bir bölüm daha geçmişler buradada hem kolu hem bacağı olmayan çocuklar varmış Adam yine heyecanla: "Buradamı çocuğum?" demiş. Fakat hemşire yine: "Hayır beyefendi" diye yanıtlamış. Üzülen adam bir sonraki bölüme geçmiş. Bu bölümde ise sadece kafa olan çocuklar varmış. Adam yine hüzünle: "Hemşire hanım, artık sanırım burada çocuğum" demiş. Fakat hemşire: "Hayır beyefendi, çocuğunuz şimdi gideceğimiz bölümde, fakat isterseniz gitmeyelim çünkü çocuğunuzu görünce çok kötü olabilirsiniz" demiş. Adam yine ısrarla: "Hayır, ne olursa olsun o benim çocuğum" demiş. Hemşire "Peki o zaman" deyip bir sonraki bölüme gitmiş. Bu bölümdeki oda bomboşmuş. Sadece odanın ortasında bir masa, masanın üstünde bir kavanoz, kavanozun içindede bir kulak duruyormuş. Adam hemen: "Bu mu benim çocuğum?" diye sormuş. Hemşire üzüntüyle: "Evet beyefendi, ama malesef çocuğunuz sağır" demiş.

KUTUP AYISI

Yavru kutup ayısı babasının yanına gelip sormuş
-Baba ben gerçekten kutup ayısı miyim?
-Elbette yavrum nereden çıkardın bunu?
-Allah Allah?!.. deyip gitmiş yavru ayı.
Bu sefer annesinin yanına gitmiş ve sormuş,
-Anne ben gerçekten kutup ayısı miyim?
-Tabii evladım kutup ayısısın.
-Yani sen babamı hiç aldatmadın değil mi, ben gerçekten babamın oğluyum.
-O ne biçim söz, baban duymasın ikimizi de öldürür.
yine Allah Allah?!.. deyip, yeniden babasının yanına gitmiş yavru ayı. Bir daha sormuş yaba baba Allah askına doru sobe bak beni evlatlık falan
almadınız değil mi? yani ben sizin öz oğlunuzum.
Baba dayanamamış artık oğlum sen manyak misin dedim ya sana bizim oğlumuzsun diye, hem sen neden ikide birde soruyorsun ki bunu? 

Yavru ayı:-Donuyorum am... koyayım dönüyoruuuum yaaaa...
Teşekkürler... Z. P.
O BENDEN GÜZEL

Genç bir delikanlı saatlerdir genç kızın peşinden geliyordu.Genç kız dayanamayıp arkasını döndü : - Neden saatlerdir beni takip ediyorsunuz? diye sordu. Genç erkek :

-Sizi seviyorum hem de canımdan çok seviyorum! Genç kız : -Bak benim arkamdan ablam geliyor, o benden daha güzel benden iş çıkmaz sen ona git..

İKRAM
Adamın biri yabancı bir şehirde, bir evin kapısını çalarak şu ricada bulunur :
-Pek susadım, buralarda su bulamadım, lütfen bana bir bardak su verir misiniz?
Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten sonra :
-İstersen ayran getireyim, der.
Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az sonra, çocuk bir çanak ayran getirir.
Adam ayranı içtikten sonra çocuk :
-İstersen daha getireyim,der.
-Zahmet olur yavrum.
-Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik!
Bunun üzerine, adam iğrenerek, elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır :
-Anne, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı!
İYİLİK MELEĞİ
Adamın işi varmış,Ankara'ya gidiyormuş,tam uçağa binerken kulağında bir ses :
-Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :
-Uçak düştü kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa'ya,bilet almış, tam trene binecek,aynı ses kulağında :
-Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş :
-Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses :
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış :
-Ulan evlenirken neredeydin! 
ŞEMSİYE
Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış.Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş.
O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş.Eri çağırarak :
-Bu ne küstahlık, demiş.Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.
-Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er :
-Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş :
-Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?
ELİ BOŞKEN..

Hoca'nın karısı hastalanmış, karısının başucuna oturup başlamış ağlamaya. Konu-komşu; "Hocam, demişler, ağlayıp harap etme kendini, inşallah iyileşir."

"Yok ben iş güç sahibi adamım, yarın bakarsınız işim çıkar, bir yere falan giderim, iyisimi elim boşken doyasıya ağlayayım"